Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve sistemik tehdit algılarının ortadan kalkmasıyla, Türk dış politikasında kimliksel arayışlar ve proaktifyönelimler ön plana çıkmaya başlamıştır. Bölgesel güç boşluğu; Yeni-Osmanlıcılık, Avrasyacılık ve İslamcılık gibi dış politikatasavvurlarını gündeme getirmiştir. Bu süreçte Türkiye, Balkan devletlerinin bağımsızlık ve liberalleşme süreçlerini desteklemiştir.Balkan devletlerinin uluslararası örgütlerle (NATO, AB ve İKÖ) entegrasyonunda sorumluluk üstlenen Türkiye, lider düzeyindegeliştirilen söylemlerle tarihsel-kültürel bağlara dikkat çekmiştir. Bu doğrultuda Türkiye’nin Balkan politikası yumuşak güç eksenindeşekillendirilmiştir. Özellikle TİKA, TÜRKSOY, KEİ ve TRT Avrasya gibi kurumlar aracılığıyla bölgesel etkileşim artmış,öğrenci değişim programları ve kültürel iş birlikleri teşvik edilmiştir. 1990’ların ortalarından itibaren ise Balkan devletleriyleSerbest Ticaret Anlaşmaları imzalanmıştır. Bu doğrultuda gelişen ekonomik ilişkiler siyasi ve kültürel ilişkilere de yansımıştır. Buderinleşme süreci 2002 sonrasında ise turizm başta olmak üzere eğitim ve sosyo-kültürel alanlardaki ilişkilerin geliştirilmesine pozitifetkide bulunmuştur. Bu çalışma, Soğuk Savaş sonrası dönemde Türkiye’nin Balkanlar politikasındaki dönüşümü neofonksiyonalizm(spill over-yayılma) ve inşacılık kuramları çerçevesinde; kantitatif verileri analitik-açıklamacı bir yöntemle inceleyerek elealmayı amaçlamaktadır. Çalışmada, Serbest Ticaret Anlaşmaları’yla ivme kazanan iktisadi ilişkilerin; zamanla eğitim, turizm vekültürel diplomasi alanlarına sıçradığı varsayılmakta ve ekonomik ilişkilerin sosyo-kültürel alandaki derinleşmenin ana belirleyicisiolduğu ileri sürülmektedir.
Following the conclusion of the Cold War and the subsequent dissipation of systemic threat perceptions, identity-oriented pursuitsand proactive tendencies began to gain prominence in Turkish foreign policy. The ensuing regional power vacuum broughtforth various foreign policy visions, notably Neo-Ottomanism, Eurasianism, and Islamism. During this period, Türkiye activelysupported the independence and liberalization processes of the Balkan states. Assuming an active role in the integration of theBalkan states into international organizations (such as NATO, the EU, and the OIC), Türkiye highlighted historical and cultural tiesthrough leadership-level discourses. Consequently, Türkiye’s Balkan policy was conceptualized and formulated along the axis ofsoft power. Regional interaction was significantly enhanced through institutional frameworks such as TİKA, TÜRKSOY, BSEC, andTRT Avrasya; furthermore, student exchange programs and cultural cooperation were actively promoted. Free Trade Agreementshave been signed with Balkan states since the mid-1990s. The economic relations resulting from this approach have paved the wayfor political and cultural cooperation as well. Following 2002, this deepening process has further accelerated relations in education,tourism, and socio-cultural fields. This study aims to examine the transformation of Türkiye’s Balkan policy in the post-Cold Warera through the theoretical lenses of neo-functionalism (spillover) and constructivism, utilizing an analytical-explanatory methodologyto analyze quantitative data. The research posits that economic relations, galvanized by Free Trade Agreements, eventuallyspilled over into the domains of education, tourism, and cultural diplomacy. Furthermore, it asserts that economic ties constitutethe primary determinant of the deepening observed in the socio-cultural sphere.